Cinsel Organlar

Cinsel Organlar binlerce yıldır çok değer verilen ve muhtemelen gereğinden fazla önemsenen organlardır. Uygarlığın gelişmesi ile cinsel organların abartılı değerlendirilme-si ve beraberinde gizleme ile sakınmayı getirmiştir. Cinsel organların isimlerinin rahatça kullanılması günümüzde ayıplanan bir davranıştır.  Ancak hemcinsler kendi aralarında sohbet ederken halk arasında kullanıldığı gibi öz türkçelerini rahatça kullanırlar. Eğer yanınızda karşı cinsten biri varsa kelimeleri dikkatli kullanmalısınız. Şöyle bir düşünün;  görme konusunda konuşurken göz demeniz elbette normaldir. Keza işitme üzerine konuşurken de kulak demeniz aynı şekildedir. Ama cinsel konularda konuşurken cinsel organların türkçe isimlerini kullanmak yani ‘’am, sik, göt’’ demek ayıptır veya terbiyesizliktir. Oysa bu davranışın nedeni terbiye ile ilgili değil ama cinsel yaşamın genel olarak ele alınışıyla ilgilidir. Ben de bu kitabı okuyan bazı kişilerin yüzünü kızartmamak için ‘’am, sik, taşak’’ yerine ‘’vajen, penis, testis’’ kelimelerini kullanacağım.

PENİS

Tarih boyunca insanların en çok önem verdiği hatta kimi zaman tanrısal bir güç yüklediği organ penis olmuştur. Penis erkeklerin birçoğu için güç ve kuvvetin sembolüdür. Tabii ki ben penisin bu şekilde sembolize edilmesine karşıyım.. Erkeğin burnu veya kulağı nasıl ki sadece birer organ ise penis de aynı şekilde yalnızca bir organdır. Penisin güç ve kuvvet simgesi olması toplumda erkek egemen ideolojinin yerleşmesinin bir sonucudur. Psikoseksüel gelişme sürecinde bir organa ne kadar çok duygusal yük yüklerseniz ilerde o organla ilgili psikofizyolojiksorunlara o kadar fazla zemin hazırlamış olursunuz. Erkeklerin çoğu için penis boyu ciddi bir sorundur. Bu konuda bilgi seviyesi yetersiz olan birçok erkek ciddi düzeyde aşağılık kompleksi içindedir. ‘’Acaba penisim yeteri kadar büyük mü? Başka erkeklerin penisi benimkilerden daha mı büyük? Sevişeceğim kadın benim penisimi nasıl bulacak?’’ gibi sorularla bunalan erkek sayısı hiç de az değildir.  Gazetelerdeki sırdaş abla köşelerine gelen soruların büyük bir çoğunluğu penisin boyu ile ilgilidir.

Masters ve Johnson sönük durumdaki penis için 7 ve 11 cm, sertleşmiş durum için 14- 18 cm şeklinde bir aralık belirtmiştir. Gözlemlerinde dikkat çeken şu olmuş ki; sönük durumdaki boyut ile erekte durumdaki boyut oranında zayıf bir ilişki vardır. Çünkü daha küçük olan penis daha büyük olana göre daha fazla oranda erekte olmaktaydı. (12)

Normal bir kadının vajeni çok fazla esneyebilme özelliğinin yanı sıra genellikle 8-9 cm dir. Genellikle ortalama bir erkeğin penisi ortalama bir kadının vajenine uygundur. Diğer yandan pornografik filmlerde rol alan erkeklerin penisleri genellikle ortalamanın üstünde büyük boyutludur. Cinsel eğitimini bu tür filmlerden alan kadınlarda çok sık korku reaksiyonlarına ve erkeklerde de aşağılık duygularına rastlanabiliyor.
Bu tür aşağılık kompleksi olan erkeklerin bazıları da penis büyütme operasyonlarına, penis büyüten aletlere veya ilaçlara başvurabiliyorlar. Dünyada penis büyütme özelliğine sahip (kanıtlanmış) hiçbir ilaç yoktur. Alet olarak kullanılan pompa da sadece sertleştirmeye yarar. Organı asla büyütmez. Operasyon olarak da penisi tutan bazı bağları kesebiliyorlar veya penise kalınlaştırıcı silikon yerleştirebiliyorlar.  Bence bu da gereksizdir. Çünkü cinsel ilişki açısından penisin boyu ile kadının tatmin olması arasında pek bir bağlantı yoktur. Bir kadının tatmin olması penisin boyundan çok daha farklı şeylere bağlıdır.  Kadın ve erkek arasındaki duygusal iletişim, çiftlerin birbirlerine duydukları sevgi ve arzu, sevişme sırasındaki uyumları ve birbirlerinin etkilendikleri noktaları öpme ve okşamaları çok daha önemlidir. Tabii ki en önemli ve en büyük organımız cildimiz yani tenimizdir.

Son olarak şunu belirtmek isterim ki, orgazm açısından klitorisin önemi vajenden çok daha fazladır. Yani penisin boyutunun kadının orgazm olmasında çok önemli olduğu düşüncesi çok yanlış bir inanıştır.
Bazı erkeklerin hatalı bir diğer övünmeleri de skor üzerinedir. Kendisine güvenmeyen ve cinsel gücünden dolayı eziklik içinde olanlar çevrelerine ‘’ Bu gece 5 defa veya 10 defa yaptım’’ diye hava atmaya bayılırlar. Birkaçgün  boşalmamış bir erkeğin testislerinde döl birikir. Cinsel ilişkiye girince boşalır. Eğer erkek çok istekliyse, kadın da onu uyarıyorsa penis bir süre sonra tekrar sertleşir. Penisin tekrar sertleşmesi için geçen süre genç yaşlarda çok kısa olmasına rağmen yaşlandıkça uzar. İkinci ilişkide testisler henüz boşaldığı için döl iyice azalır. İkinci ilişkiden sonra erkek tekrar ilişkiye girse bile suyunun suyu gelir. Üçüncü veya beşinci de olabilir. Ancak cinsel ilişkide nitelik nicelikten çok daha önemlidir. Yani yaşanan ilişkinin kaliteli olması ilişki sayısının fazlalığından daha doyurucudur. Bir gecede üç defa boşalan bir erkeğin eşi hiç de orgazma olmayabilir. Bu durumda gecede üç defa ilişkiye girdiği için övünen erkeğin zavallılığını kavrayabilirsiniz.

Ejakülasyon (boşalma) epididimis, vasdeferens, seminalvesiküller ve prostattan üretraya semen ve seminal sıvının kuvvetli itilmesidir. Prostat ile üretranıngenişlemesi  ve sıvının penilüretraya geçişi doruğun yaklaştığı hissiyle ejakülatuar işlemin emisyon fazını sağlar. Aslında, bir kere prostat kasıldığında boşalma kaçınılmazdır. Daha sonra pelvik ve perianal çizgili kasların kasılmasıyla ejakülatpenil üretmeye itilir. Boşalmanın bu fazı esas olarak somatik efferent kontrol altındadır.  Ejakülat yaklaşık bir çay kaşığı miktarında (2.5 ml) sıvıdan oluşur ve yaklaşık120 milyon sperm içerir. Ejakülat ne kadar çoksa orgazmın o kadar zevk verici olduğuna inanılır; ama bu inanç büyük oranda sübjektiftir. Orgazmla beraber haz duyulmasının kortikal bir yaşantı olduğu düşünülmektedir. (12)

VAJEN

Vajina sözcüğü Latincede  ‘’kılıf’’ ya da ‘’kın’’ anlamına gelir. Penisi bir silah gibi algılayan erkek egemen ideoloji herhalde o silahın kılıfı olarak da vajeni kabul etmiştir.. Kadın cinsel organı vajenin iki yanında iç ve dış dudaklar, üst tarafında klitoris denilen küçük bir çıkıntı ve vajenin girişinde de genç kızlarda bulunan bir zardan oluşur.

Vajenin boyu yaklaşık 8.5 cm dir. Ancak bol kıvrımlı ve büzülmüş durumdadır. Bu  satırları okuyan ve bakire olan bazı genç kızlar ‘’Eyvah o kadar kocaman penis içime nasıl girecek’’ diye aşırı bir korku içine girebilirler. Elbette bu endişe gereksizdir. İlişki öncesi kuru durumda olan vajene bir parmak bile giremeyebilir. Ama cinsel duygular uyarılınca, öpüşme, okşanma ve sevişme başlayınca vajenin içinde bir sıvı salgılanır ve bu da penisin girişini kolaylaştırır. Doğum sırasında kadının vajeni bir çocuğun çıkacağı kadar genişler ve daha sonra kendisini toplayarak eski büzülmüş halini alır. Bazı kadınlarda vajen yapısal olarak biraz geniş olabilir. Özellikle çok fazla doğum yapan kadınlarda rastlanabilen bu durum küçük bir cerrahi müdahale ile düzeltilebilir.  Cinsel ilişkide hiçbir ön sevişme  olmadıysa ve kadın cinsel olarak uyarılmadıysa, vajen kuru olduğu için penisin vajene girmesi zordur ve bu durumda kadının canı yanabilir. Ama penis tükürük veya bir krem ile kayganlaştıysa hiçbir sorun olmaz.

Fadime cinsel ilişkiden hiç zevk almıyormuş. Bunun üzerine Temel bir uzmana danışmış. Uzman da cinsel ilişkiden önce karısını uyarması gerektiğini öğretmiş. Temel de sabah evden çıkarken ‘’ulan Fadime bak uyarmadı deme, uyarıyorum haa akşama seni sikeceğumdaa’’ demiş.

Ön sevişmenin süresi kadından kadına değişebilir. Bazı kadınlar kısa bir sevişmeyle vajenleri ıslanıp kayganlaşarak ilişkiye hazır hale gelebildiği halde bazıları için bu süre çok daha fazla olabilir. Hatta aynı kadın çabuk veya geç uyarılabilir veya hiç uyarılmaz. Bu farklılık kadının ruhsal durumuna, ortamı ve eşi ile ilişkisine bağlıdır. Bu konuya ilerde daha geniş olarak değineceğim.
Bazı kadınlarda vajenin ıslanması çok fazla olabilir. Vajenden taşıp çarşafı ıslatacak kadar fazla olan aşırı ıslanma durumlarında ilişkiden önce vajen dibine bir veya yarım tampon yerleştirmek sorunu çözebiliyor. Vajenin üst tarafında klitoris (halk arasında bızır) denilen 0,5 – 2 cm kadar olan, küçük bir tomurcuk gibi bir organ bulunur.

Masters ve Johnson orgazmın fizyolojik olarak yeterli klitoral uyarılmaya bağlı olduğundan, klitorisini kadının primer seksüel organı olarak tanımladı. Anatomik olarak, klitorisin sinir ağı, penisinkine oranla üç kat fazladır. (12)

Çoğunlukla orgazm için klitorisin uyarılması gereklidir. Ancak orgazmın hissedilmesinde vajina çevresindeki çizgili kasların ritmik kasılmaları ön plandadır. Klitorisin büyüklüğü kadından kadına değişir. Cinsel uyarılmayla klitorisin büyüklüğü arasında bir ilişki yoktur. Klitorisin aşırı büyük olduğu hallerde bir kadın hastalık hastalıkları uzmanına danışılmasında yarar vardır.

KIZLIK ZARI (Hymen)

Kızlarda ilk cinsel birleşme oluncaya kadar varlığını sürdüren, vajen girişinde bulunan ufak bir zardır. Bakireliğin sembolü olan bu zar ilk cinsel birleşme sırasında penisin vajene girmesi ile yırtılabilir.

Bazen cinsel birleşme olmadan da kaza ile veya mastürbasyon sırasında parmağın girmesiyle yırtılabilir. Resimlerde görüldüğü gibi kızlık zarları çok çeşitli yapısal farklılıklar gösterebilir. Zar çok kalınsa yırtılması güç olabilir. Çok ince ve küçükse penisin vajene girmesiyle bile yırtılmayabilir. Normalde zar yırtılırken ufak bir acı duyulsa da bu durum kızların korkmasını gerektirecek kadar aşırı bir acı değildir.

Seneler önce bir sağlık meslek lisesinde sadece kızlara yönelik bir cinsel eğitim semineri veriyordum. Küçük kağıtlara yazılarak gelen sorulardan bazıları çok ilginçti;
 ‘’ Abim veya babamdan sonra banyoya girmemin bir tehlikesi var mı? ’’
‘’ Bisiklete binmemizin bir sakıncası var mı? ’’

Ne yazık ki, bu kızlık zarı tarih boyunca birçok genç kızın başına bela olmuştur. Anaerkil kuralların egemen olduğu ilkel komünal toplumlarda zar şüphesiz ki hiçbir önem taşımazdı. Aynı şekilde 18-19 uncu yüzyıla kadar ilkel komünal yaşamı sürdüren bazı amazon, Afrika veya Okyanusya yerlilerinde de bekaretin önemi yoktu. Ama köleci ve feodal toplumlarla beraber erkek egemen değer yargılarının yerleşmesiyle bekaret, toplumsal ve dinsel olarak önem kazanmıştır. Hele hele sahtekarca davranışların geçerli olduğu günümüz kapitalist yaşamında evleninceye kadar her türlü ilişkiyi yaşayan bir çok erkek için bu zar çok çok önemli oluyor. Evlenmek için illa da el değmemiş bakire kız isterler. Kimi zaman da küçük, ince ve halka şeklinde bir zara sahip olduğu için evlendiğinde ilk cinsel ilişki olduğunda kanama olmazsa çok büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumu kızın bakire olmadığının yani kadın olduğunun, bir diğer deyişle ’’kullanılmış’’ olduğunun bir kanıtı olarak değerlendirenlerden bazıları cinayet bile işleyebiliyor. Bazen de bütün sülale toplanarak -muhtemelen daha medeni olanlar (?) -suçlu adayı kızı gerçekten bakire olup olmadığını anlamak için bir doktora götürebiliyorlar. Muayene sonucunda bakire olduğu anlaşılınca da genç kız beraat ediyor ve mutlu mesut (?) bir evliliğe başlayabiliyor. Bir çok kişiye göre bir genç kızın en değerli hazinesi bekaretidir. Kadını alınıp satılan bir mal gibi kabul eden kafa yapısındakiler için bir kadının aklı, zekası, kültürü, işi ve becerileri değil zarı en değerli hazinesi oluyor.

Namusun yerinin bacak arasında olduğuna inanılır. Ve bekaret bir genç kızın, ailenin, sülalenin ve hatta mahallenin namusu kabul edilir. Adeta zar üzerinde genç kızdan başka herkesin söz ve karar hakkı vardır. Oysa bir genç kız nasıl ki saçını veya tırnağını ister kestirir ister kestirmezse zarı konusunda da kendisi karar verebilmelidir. Sonuçta zar bir çok genç kızın adeta bir kabusu oluyor.
Bazı genç kızlar ise zarlarını koruyabilmek adına cinsel birleşme dışında her şeyi yaşayabiliyor. Oral seks veya anal seks yaşıyor ama vajenlerine kesinlikle dokundurtmuyorlar. Bence bu da sahtekarlıktır. Ama bu sahtekarlığı yapanları mı, yoksa onları bu sahtekarlığı yapmaya itenleri mi suçlamak lazım, bunu bir düşünmek gerekir..

Kadın erkek fark etmiyor ama toplumumuzdaki birçok kişi kızları iki grupta ele alır. Evlenilecek kızlar yani namuslu ve bakire olanlar ile eğlenilecek kızlar yani bakire olmayan, namussuz olup serbestçe seks yapabilenler diye ayrılırlar. Oysa günümüzde gerçek anlamda el değmemiş ve bakire kız bulmak çok zordur.  Hormonları sağlıklı olarak çalışan yani normal cinsel dürtüleri olan bir genç kız normal olarak cinselliği de şöyle veya böyle yaşamaya çalışır. O zaman kızları evlenilecek ve eğlenilecek diye ikiye ayıran bu feodal kafa yapısındaki beylerimiz evlenmek için kendilerine cinsel yaşamları hakkında yalan söyleyen ve kandıran kızları mı istiyorlar (?)Veya cinsel duygularını içsel ve sosyal nedenlerle bastırmış ve bu bastırmanın sonunda cinsel fobileri ile psikolojik sorunları olan kızları mı istiyorlar? Ben bu tip feodal kafa yapısına sahip erkekleri suçluyorum ve kızıyorum. Ama kadınlara, kızlara da kızıyorum.  Erkeklerin bu değer yargılarına sarılarak devam etmelerinde onların da payı var. Hani Nazım Hikmet’in bir  şiirinde işçi sınıfını kastederek ‘’..Kabahat senin – demeye de dilim varmıyor ama- kabahatin çoğu senin..’’ dediği gibi ben de bu dizelerden esinlenerek diyorum ki bu ilkel, erkek egemen feodal değer yargılarının yerleşmesi  ve korunmasında kadınların suçu oldukça fazladır. Unutmayalım ki bu erkekleri de anneleri yetiştirdi.

Yüzyıllardır devam eden kızlık zarı düşkünlüğünün altında yatan esas neden nedir? Emeğin üretkenliğinin düşük olduğu ve insanın insanı sömüremediği bu ilkel komünaltoplumlarda kadınlar ile erkekler eşitti. Zaman içinde emeğin üretkenliğinin artması ile sömürü dönemi başladı ve sınıflı toplumlar ortaya çıktı. İş bölümü sonucu kadın ev ve çocuk bakımını üstlenirken erkek ev dışındaki üretim araçlarına sahip olarak güç kazandı. Doğuran kadını da bir üretim aracı olarak gören erkek, mirasını kendi soyuna bırakabilmek için kadını eve kapattı ve başka erkeklerle ilişkisini yasakladı.

Sınıflı toplumların ortaya çıkışı ile beraber erkek egemen ataerkil aile yapısı yaygınlaştı. Yaygınlaşan bu aile yapısına uygun olarak cinsel yaşam ile ilgili değer yargıları mutlak doğru olarak benimsendi.  Kızların evleninceye kadar bakire kalması , evlendikten sonra da başkası ile cinsel ilişkiye girmesinin yasaklanması birkaç bin yıldır dünyaya egemen olan üretim ilişkilerinin ve buna bağlı değer yargılarının sonucudur. ‘’ Kadının yeri evidir, kadın kocasının hizmetçisi ve eğlencesidir. Erkek de kadının efendisidir.’’ Diye ifade edilen ideoloji için kızlık zarı elbette çok önemlidir. Ancak üretim ilişkilerindeki değişime paralel olarak kadının geleneksel rolleri de değişmekte ve kızlık zarı üzerindeki değer yargıları da sorgulanmaktadır.

Günümüzde bu değişimin sonucu olarak bekarete verilen önem yöreden yöreye ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Halihazırda cinsel yaşam ile geleneksel değer yargılarına sarılanlar çoğunlukla olsa da karşı çıkanların sayısı hiç de az değildir.

меня зовут эрл